KARA LİSTE Özel

Sabetaycı Celal Şengör’ün portresi

Ak Parti iktidarıyla birlikte Türkiye Sabetayist-Kemalist Terör Örgütü (SATÖ) hegemonyasından biraz olsun yakasını kurtarmayı başardı… Diriliş Erdoğan ile başladı, elbet bu yükseliş vetiresini de göreceğiz… Bu dönüşüme direnen sözde aydın..

Sabetaycı Celal Şengör’ün portresi

Ak Parti iktidarıyla birlikte Türkiye Sabetayist-Kemalist Terör Örgütü (SATÖ) hegemonyasından biraz olsun yakasını kurtarmayı başardı…

Diriliş Erdoğan ile başladı, elbet bu yükseliş vetiresini de göreceğiz…

Bu dönüşüme direnen sözde aydın özde geri kafalı dinozorlar ise ülkeyi Sabetayist – Kemalist karanlığa geri döndürmek için ellerinden geleni yapıyorlar..

Üzerine henüz meteor düşmemiş o dinozorlardan biri de CELAL ŞENGÖR!

Kendisi sadece bir yer bilimci değil. Aynı zamanda felsefe, tarih, din, sanat vs dallarda “söz sahibi” sözde bir entelektüel. Multidisipliner bilim adamımız popülerliği düştüğü anda kendisini ön plana atıp gündem olmayı çok iyi biliyor…

Mesela bok yedirmek işkence değildir diyor…

Fatih Sultan Mehmet’e gayrimüslim iftirası atıyor…

Kimse bu dinazora dur demeyince en sonunda daha da ileri gidip Kanuni Sultan Süleyman’a “salak” dedi. Çok küfür yiyince de “bilimsel bir çalışmaya dikkat çekmek için söyledim, özür dilerim” diye kıvırdı.

Eğer dikkat çekmek istiyorsa Mustafa Kemal’e “salak” diyebilirdi Şengör. Emin olun çok daha fazla dikkat çekerdi! Ancak onun zihinsel ve genetik kodları sadece Osmanlı padişahlarına ve Müslümanlara hakaret etmeye programlanmıştır.

Şengör’ün tarih bilgisi küfür, hakaret ve saptırmaktan ibarettir…

Mesela tarihin en büyük katliamının yahudi soykırımı olduğunu sanacak kadar da cahildir. 6 milyon Yahudi öldürüldü iddiası Siyonist propagandadan ibarettir, abartı bir rakamdır. Birazcık mürekkep yalamış birisi Yahudi soykırımını, dünya tarihindeki en büyük 100 soykırım arasına, Adolf Hitler’i de en vahşi 100 katliamcı arasına sokmaz bile…

Dedik ya “hocanın genleri” diye..

Celal Şengör Yahudi kökenli olduğunu, büyük ihtimalle Sabetaycı bir aileden geldiğini bizzat kendisi söylüyor.  Gazeteci Sefa Kaplan’a söylediği sözleri aynen alıntıyoruz; "Benim tahminim şu ki, babamın ailesinin dönme olma ihtimali çok yüksek. Çünkü bizim büyük atamız Yeniçeri Ocağı'nda duvar ustasıymış. Biliyorsunuz, yeniçeri olmak için gayrimüslimlerin çocukları devşirilirdi, hele o zamanlar. Annemin babası da dönme olabilir, ama ihtimal Yahudi dönmesi, çünkü hem Yanyalı, yani İstanbul ve Selanik'ten sonra en önemli Yahudi nüfusunun bulunduğu yer imparatorluk içinde,hem de aile içerisinde Musevi adetlerine benzeyen, birbirleriyle evlenmek gibi adetleri var. Ancak her iki tarafta da bu yönde hiçbir kanıt yok. Bunun için işin aslını bilmiyoruz”

Dönmemiz böyle söylüyor ama Celal Şengör “atalar dini”ni çok sürdürmüyor, ateizmi tercih ediyor.

Şengör Habertürk’ten Kübra Par’a verdiği bir başka röportajda ise Kemalizm dininin maskelerinden biri olan demokrasiyi kötülemiş. İdeal yönetim biçimi monarşi yani saltanat olduğunu ifade etmiş.

Çatlak profesörümüz yönetim gücünün bir kişi ve grubun elinde toplanmasından yana. İngiltere’deki Avam ve Lord kamaralarını örnek gösteriyor. Bu sistemde “avam” kafasına göre hareket edemiyor, dedesinden lordluk miras kalan şanslı kişiler bir şeyi kabul etmeyince kanun olmuyor.

İşte bizim Gerici Şengör’ün 21. Yüzyıl dünyasında savunduğu görüş bu: Yönetimin babadan oğula geçtiği veraset sistemi.

Peki kim olsun hanedan olacak şanslı aile?

Yahudi dönmesi Şengör’ün “Osmanoğulları” ya da “Erdoğanoğulların”dan yana tavır alacak hali yok!

Bildiğimiz kadarıyla “dahi diktatör”ün neslinin devamı da gelmediğine göre darbeyle iktidarı ele geçirecek uygun bir Sabetaycı aile bulunabilir…

Şengör’ün açıklamalarıyla devam edelim. Çatlak profesör, annesi Günseli Güler Şengör’ü Cumhuriyet Gazetesi’ne şu ifadelerle anlattı;

“Dedemin ve anneannemin vefatı ve onu müteakiben geniş aile içinde gelişen bazı problemler karşısında duyduğu üzüntü annemi hem kendi içine kapanmaya itti hem de bir aile dostunun etkisiyle tasavvufî düşünceye döndürdü. Annem özellikle Mevlevî hayranı oldu. Ama bu hayranlık Mevlevi düşüncesini anlamaya çalışmanın sebebi olmaktan ziyade bir kaçıştı. Dine olan bağlılığı da arttı. O zamana kadar neşeli ve becerikli bir insan olan annem o andan itibaren giderek ve sürekli olarak çöktü ve nihayet kendi vücudu iflas etti. Dinin bir insanı nasıl mahvedebileceğinin annemden daha güzel bir örneğini görmedim diyebilirim. Dünyada olmayan bir ilahi adaleti aradı ve bulamadıkça giderek daha çok bedbaht oldu. Üstün zekâsı, onun bu dünya merkezli düşünmekten asla vazgeçmemesini sağlamıştı.”

Sabetayistlerin Mevlevi Tarikatı içinde ne kadar etkili olduğunu herkesin bildiği bir “sır”

Kimisi Sabetay Sevi’nin sözde Müslüman olmasından sonra kendisini daha iyi kamufle etmek için tarikatlere girdi kimisi de bir casus gibi sızarak İslam dininin altını oymaya çalıştı.

Şengör’ün annesi “iki din arasında” gelip gitmiş samimi biri olabilir. Bilemiyoruz. Belki de psikolojisinin çökme sebebi budur…

Şengör’ün ateistliğine gelince… Şu andaki dönmelerin bir çoğu zaten Yahudilik ya da Sabetay Sevi’nin öğretilerine inanmıyor. Sabetay Sevi’nin yalandan da olsa müslüman olduğunu açıklamasıyla inançları büyük yara aldı. Çoğu ya deist ya da ateist. Ancak kavmi bağlılıkları ile en büyük ortak özellikleri olan islamofobi hala devam ediyor.

Olası bir Sabetaycı Atatürkçü darbeye destek vermesi bizce kaçınılmaz olan Celal Şengör “Kara Liste”mize girmeyi fazlasıyla hak ediyor.

Tugam.org

 

YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)

İlgili Haberler

ÜYE GİRİŞİ

KAYIT OL